Renkleri duyabilen adam

Renk körü bir artist, kafatasının içine yerleştirilen bir elektronik çip sayesinde “renkleri duyabiliyor” .

Doğuştan renk körü olan Neil Harbisson, sadece siyah ve beyaz renkleri görebiliyordu.

 

Harbisson; Dünya’da kafatasının içine cyborg (sibernetik organizma) anten yerleştirilen ilk insandır. Cyborg anten, renk spektrumundan çeşitli kısımları algılayarak Neil’in beynine mesaj yolluyor.

Neil H. renkleri nasıl duyduğunu şöyle açıklıyor: Temel olarak cyborg anteni, önümde ışık frekanslarını toplayıp çipe gönderiyor. Çip ise; ışık frekanslarını ses frekanslarına dönüştürüyor. Böylelikle ben kemik iletim yoluyla renkleri duyabiliyorum. Çünkü kemik sesi iletir, ben de renkleri duymak için kulaklarımı kullanırım. Önce kemiklerim sonra iç kulağımla renkleri duyarım. Bir resme baktığımda, o resmin parçalarını duyabiliyorum. Benim için ressamlar, besteciler haline gelmiştir. Ben aslında Picasso ya da Andy Warhol’u ya da onların sanat eserlerini duyabiliyorum. Onlar benim için farklı birer nota.

Neil H. baktığı bir resmin üst noktasını Fa notası, alt noktasını ise La notası olarak tanımlayıp, bu notaların arasında birçok “sus” olduğunu belirtiyor. Çünkü onun için “sus”lar siyahı temsil ediyor ve bunu çok müzikal bir resim olarak tanımlıyor.

 

Genç sanatçı bu teknolojiyi kullanarak Barselona’da özel bir konser verdi. Burada kendi bestelediği ezgilerden bir ışık gösterisi sergiledi. Neil,  “ Bir koro ve bir dörtlüye renklerle çalmayı öğretmeyi denedik. Onlar da okumak yerine, benim öncülüğümde ışıkları çaldılar. Gerçekten de renkleri nasıl çalacaklarını öğrendiler ve çok iyi bir renk konseri gerçekleşti” dedi.

Neil H. akıllı telefon kamerası ile renkleri analiz edip ses haline dönüştürmek için bir uygulama geliştirdi. Bu uygulama sayesinde diğer insanlar da kendisi gibi renkleri deneyimleyebilecekler.

Ayrıca bu teknoloji sayesinde görülemeyen bazı renkler de duyulabilir olacak. Kızılötesini göremesek dahi onun bir rengi var. Neil böylece bizden farklı olarak, bu ve benzeri renkleri de duyabiliyor. Ya da belki de görebiliyor demeliyiz.