Devletten yatırımcı olur mu?

Sahiplik denkleminde önce bireyler sonra da bireylerin kurdukları kurumlar başı çeker. Peki ya devlet? Devletin görevi daha ziyade yolu açmaktır. Aslında çoğunlukla açıkça yapılması beklenen, devletin kayıtları tutup bunları kontrol etmesidir. Ancak küreselleşen rekabette devletler artık bu sisteme dahil olmuşlardır. Artık yalnızca vatandaşlarının iş güç sahibi olmasını ve refahını düşünmek yetersizdir. Rekabet dinamiklerinde devlet kendi gücünü firmaların arkasına almasına olan veren çalışmalara girişmiştir. Bu durumda girişimciliğin önünü devlet mi açar? Devlet, girişimcilik konusunda yapacağı desteğin etkilerini göreceğini bilerek girişimcilik ekosistemini canlı tutmaya çalışmıştır. Ancak her türlü girişimciliğin yanında durmak kadar girişimciliğe stratejik bakış açısı ile odaklanılmalıdır. Stratejik bakış açısını ikiye ayırmamız gerekebilir. Bir inovatif ürün ya da hizmetlere yapılacak destek, iki belirli bir alanda ülkenin kendini konumlaması gereği yapılacak destek desek yeri var. Elbette bunlar günü ve geleceği kurtarmak için bugünün hamleleri. Ancak devlet gerçekten fayda sınırlarını yukarı doğru zorlamak istiyorsa, eğitime yatırım yaparak memleketi daha yaşanılabilir ve aynı zamanda verimli bir üretkenlik seviyesine getirebilir. Bu son iki cümle de, gündem gereği ve içimde yara olarak eğitim konusunda notumuz olarak burada yer alsın.

Sözün özü derseniz, sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim. Eğer dünyada sürdürülebilir ülke ekonomilerinde en büyük payı, küresel etkisi yüksek –çok sayıda- teknolojik girişimin oynayacağını düşünüyorsanız, oyuna devam etmenin yolu, yol açmaktır. 

Devlet açısından oyunun sürmesi için görevini yürütmesinin en basit, temel ve kaçınılmaz yolunun eğitim olduğunu düşünüyorum. Girişimler konusuna biraz kafa patlatmış kiminle konuşursanız konuşun, eğitim ekseninde tespitleri vardır. Maalesef ülkemizde, girişimlerin yolunu açacak bir eğitim sistemini ben görmüyorum. Girişimci, kendine güvenen, mesleğinin gereklerini bilen, konusunda teknolojileri takip eden yetişmiş iş gücü oldukça az görünüyor.

Peki eğitim sürecine yoğunlaşsak, sonucunu ne zaman alırız derseniz muhtemelen birkaç jenerasyon sonra. Peki neden? Mükemmel bir eğitim sürecini bugün yaratsak bile, 22 yıl sonra üniversitelerden mezun olan gençlerimiz sürdürülebilir bir ekonomi için yenilikçi girişimler ortaya koyamayacaklar mı? Elbette koyacaklar. Ancak “gelecek o kuşağın” omuzlarına bindireceğimiz yük (yani beklentimiz) kadar olacak mı dersiniz? Muhtemelen beklenilenin altında olacak. Çünkü girişimcilikyenilikçilik ve yaratıcılık birikimli süreçlerdir. O yüzden bu konuları besleyen, destekleyen ne kadar çok örgüt ve birey olursa bu birikimleri ve becerilerini o kadar çok ileriye taşıyabileceğiz. Yani gelecek için çözüm, bugünden tezi yok eğitim sistemini düzenlemekte. Zaten yetiştirilecek ilk jenerasyonlar muhtemelen bugünün iş dünyasına yeniliği ve yeni üretim biçimlerini kabul ettirmekte zorlanacaklar. Önce bugünün iş kadınları ve adamlarının gösterdiği dirençleri kırmaları gerekecektir.

Bugünü nasıl kurtaracağız?

Bu sorunun cevabı oldukça çetrefilli ve aynı zamanda basit. Bugün girişimcilik konusunda devlet destekleri, üniversiteler içindeki örgütler ve özel kuruluşlar sonuca yönelik etkin eylemler peşinde var güçleriyle çaba sarf etmekteler. Ancak bizimki gibi döviz kuru çalkantılı, ekonomik göstergeleri hızla değişen ve teknoloji üretme becerisi sorgulanabilir bir durum göz önüne alındığında, şartlar bu kurumlar için yeterince destekleyici görünmüyor. Bir zemin var ancak yeniliğinyenilikçiliğin ve girişimciliğin gelişmesi için yeterince besleyici değil. Daha çok rastlantısal oluyor.

Yani demem o ki; devlet, Avrupa Birliği Teşvikleri için değil, Kosgeb gibi destekler için yönünü yeni bir şablona çevirmelidir. Kuaför, bakkal girişimleri için verdiği üst sınır destek 30.000 TL ya da fason atölye için verdiği geri ödemeli 100.000 TL’lik destekler yerine, yeni iş modelleri/fikirleri için (bu ikisi arasındaki fark konusuna yeri gelince değineceğiz) üst sınır koymaksızın destekler vermelidir.

Özellikle üniversitelerde kurulan ‘çekirdek’ (İTU), sucool ( Sabancı Üniversitesi), ‘kuluçka merkezi’ ( KOÇ Üniversitesi ), ‘HayalEt’ ( Boun ) gibi girişimciyi destekleyen yapıların artık yönetmeliklerden ziyade geleceğe bakması gerek.

Bu yapıda devletin havuzundaki büyük sermayeden pay isteyen kurum, dilediği kadarıyla bir ya da birkaç yatırıma pay ayırabilmelidir. Ancak bu sınırsız kaynağın sınırı, bundan sonrası için birazdan bahsedeceğim örneklerdeki gibi hatta ötesinde bir süreçle çalışmalıdır. Belirli bir yüzdesi karşılığında bu merkezler girişimi desteklemelidir; girişimci başarısız olduğu takdirde, havuzdan alabileceği miktarlarda sınırlar oluşmalıdır. Böylece onlarda kendi içlerinde daha az kaynakla daha iyi girişim yaratma çabasına girebilirler.

Aslında mesele şu, bizim girişimlerimizdeki temel sorun yazılım için destek, ofis, girişimciyi destekleyen şirketler, yatırım bulamazken yatırımcılardan çeşitli bahaneler duymaktayız. Bu gün için Türkiye inovasyon ekosisteminde en ufak bir fikri, en küçük girişim çabasını kaçıracak durumda değiliz. Tamam memleket Amerika değil, bizlerde Elon Musk değiliz. Ancak içimizden birinin böyle olup olmayacağını bilemeyeceğimiz garip bir ekosistemdeyiz. Unutmamak gerek, Elon Musk Tesla’yı kurarken devletten 500 milyon dolarlık bir garantörlük almıştı. Yani devlet taşın altına elini sokabilir. Sokuyor da, belki biçimini değiştirmeli.

Başarılabilir mi?

Yapısal olarak olur. Devlet bunu destekler. Yönetmeliğini değiştirirse neden işlemesin?
Peki, başka neye ihtiyaç var? En önemlisi tabii ki karar vericileri. Devletin bir işte sıkıştığında akademiye başvurduğunu biliyoruz. Benim de bireysel olarak çok saygı duyduğum bir yerdir akademi. Ancak burada bilime çok katkı veren de olsa, piyasaya danışmanlık yapan da olsa, hocalarımızın (ki kurullarda akademisyen olma şartı aranmamalıdır) muhakkak girişimci bir ruha sahip olması gerekir. Bir de bu girişimci ruhu, başkalarının girişimleri ve iş fikirleri için de en az kendisininkini kadar heyecanla sahiplenecek ve inanacak şekilde desteklemelidir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here