Röportaj: BUBA (Bümed Business Angels) Bölüm-1

Geçen yılın sonunda gerçekleşen Türkiye İnovasyon Haftası Diyalogin açısından da oldukça verimli geçti. Hem ben hem de gönüllü yazarlarımız etkinliği ziyaret ettik. Tanıştığım ya da sohbet etmeye fırsat bulduğum bir çok inovatif girişimci gibi yatırımcılar da oldu. Yatırım kuruluşları arasında BUBA Business Angels vardı. BUBA’dan Şule Türkmen ile tanıştık ve biraz sohbet ettik. Sıcakkanlı, samimi sohbeti beni çok çekti. Bu sohbetin inovatif girişimciler tarafından bilinmesi çok daha faydalı olurdu. Bir röportaj teklif ettim. Röportaj olacaksa bu keyifli röportajı ben yapayım diye içimden geçirdim. Hızlı bir dönüşle röportajı Garanti Partners’ta gerçekleştirdik. Onca zaman neden yayınlayamadığımıza gelince, bu röportajı bir dergide yayınlasak 10 tam sayfa sürecek uzunluktaydı. Röportaja Şule Hanım dışında aynı ekipten Fatih Üstün de katıldı. İnovatif girişimcilik ekosistemi hakkındaki deneyimleri ve paylaştıkları düşünceleri beni etkiledi. Umarım sizler de keyifle okursunuz.

Raci Cihan Şener: Öncelikle biraz yapılanmanızdan bahseder misiniz?

Şule Türkmen: Biraz BUBA’dan bahsedelim. BUBA 2014 yılında Boğaziçi Üniversitesi merkezli, Boğaziçi Mezunlar Derneği tarafından kurulmuş bir Melek Yatırım Ağı. BUBA, Melek Yatırım Ağı olarak başlayıp girişimcilik ekosistemine 360 derece hizmet eden bir şirkete dönüşmüştür. Ofisimiz Boğaziçi Üniversitesi’nin içerisinde yer alıyor. BUBA bünyesinde 70 adet akredite edilmiş melek yatırımcı bulunuyor. 2015 itibariyle kuluçka merkezleri kurup yönetmeye odaklandık. Vodafone ile Fikir Çarkı, Metro Accelarator ve son olarak da 2016’dan bu yana devam eden, şu an röportajın da yapılmış olduğu lokasyonda Garanti Partners ile birlikteyiz. Garanti Partners’ın yönetimini 2016’dan bu yana BUBA üstleniyor. Ancak bu birlikteliğimiz Ocak (2018) itibariyle son buluyor olacak.

Bahsettiğim gibi son 2 yılda özellikle kuluçka ve hızlandırma merkezleri yönetmek üzerine odaklandık. Yani kuruluş itibariyle ekosisteme ve girişimciliğe çok yakın durduğumuzu söyleyebiliriz. Bu çalışmaları ile BUBA’nın ekosistemi büyüttüğünü de söyleyebiliriz. Girişimciler genelde bize yatırımcı ve yatırım destekleri için geliyorlar. Ama bizim girişimcileri besleyen hem mentorluk desteklerimiz, hem de stratejik yönlendirme desteklerimiz var. Bu sene itibariyle Bosphorist Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nu ekosisteme kazandırdık. İstanbul Portföy ile birlikte kurduğumuz Bosphorist teknoloji odaklı bir fon. 3 milyarlık fon büyüklüğü ile İstanbul Portföy Türkiye’nin en büyük bağımsız portföy yönetim şirketi. Bosphorist Teknoloji Fonu, böylesine iki güçlü ve köklü kuruluş ile yapılandı diyebiliriz. İstanbul Portföy’ün de kurucularının Boğaziçili olduklarını söylemeliyim. Fonun da gelirlerinin bir bölümü Boğaziçi Vakfı’na paylaşılması gibi sosyal bir yönü de bulunuyor. Bu ortaklık ile birlikte de BUBA olarak girişim sermayesi fonuna adım atmış olacağız.

Bunların dışında kendi içimizde kurup yönettiğimiz bazı girişimler var. Bunlardan bahsedeyim. Bu sene ocak ayı itibariyle Treet Tarım ve Tarım Teknolojileri girişimini kurduk. Bu da tarım alanında duyurusu yeni yapılmış bir girişim. Şu an itibariyle ortaklar toplanıyor. TreeT’e yatırımcı olmak isteyen varsa bekleriz J

Treet, Manisa’nın Salihli ilçesinde 200 dönümlük bir arazide badem bahçesi ekilerek başlanan bir tarım projesi. Proje çok ortaklı bir yapılanması var. BUBA ana ortak aynı zamanda yönetimini de gerçekleştiriyor. İki adet de stratejik ortağımız bulunuyor; Doktar ve Cengiz Sülün.

 

Biraz önce bahsettiğim Tarım Teknolojileri dememizin sebebini de şöyle bağlayayım. Bunun için öncelikle BUBA’nın inovasyon tarafından bahsetmem gerekir. BUBA, Avrupa’nın en büyük patent fonu olan Intellectual Ventures’ın Türkiye temsilcisi. Bu sayede patentlerine erişimimiz var.Zaten bu konudaki ilgimizin temeli de kurucumuz Timuçin Bilgör’ün uzmanlık alanı oluşu. Tarım teknolojileri alanındada bu patentlerden faydalanacağız. Böylece patentli teknolojileri kullanarak daha vizyoner, ileriye dönük ve inovatif bir örnek tarım şirketi kurduğumuza inanıyoruz. Üstelik bünyemize katılmak isteyen insanları ortaklık yapımıza dahil ederek bu hayalimize ortak ediyoruz. Bu örnekten çıkarak, projeyi büyütüp sadece badem de değil, zeytin ve diğer tarım ürünlerinde farklı büyüklüklerde uygulamayı düşünüyoruz. 2020 yılında 2 bin dönüm bahçe hedefliyoruz.

Bunun dışında, BUBA olarak geçen sene BCB (Boğaziçi Counseling for Business) adıyla bir danışmanlık şirketi kurduk. Bu yapılanmada ise Boğaziçili danışmanlar ve akademi işbirliği ile şirketlere ve kobilere danışmanlık yapılıyor. Geleneksel danışmanlıktan ayrılan yanı ise hands-on bir yaklaşımı benimsemiş olmaları. Bu yapılanmada hem akademi var hem de alanlarında uzmanlaşmış üst düzey yöneticilerin verdiği bir danışmanlık yapısı mevcut. Bir başka ayrılan nokta ise şirketinizin bir problem varsa, bu problemin benzeri ile karşılaşmış bir danışman ile şirketinizin eşlenmesi ve proje sonlanana kadar sizinle çalışması. Bu modeli de 300 kişiyi bulan danışman havuzu ile  hayata geçirdik.

Raci Cihan Şener: Peki Türkiye’de size ulaşan, işbirliği yaptığınız, destek olduğunuz bir girişimden ya da girişimlerden bahsetseniz neler söylerdiniz?

Şule Türkmen: BUBA tarafından örnek verecek olursam Segmentify,Sinemia, Expertera, Arasttra ve Seç Elektrik gibi girişimleri sayabiliriz.

Raci Cihan Şener: Sizi yatırım ekosistemindeki benzerlerinizden ayıracak temel nitelikleriniz nelerdir?

Şule Türkmen: Bizi diğer melek yatırım şirketlerinden ayıran şey 360 derece olmamız. Bizim bakış açımızın ‘’girişimleri alalım, yatırımcılarla bir araya getirelim’’’in çok ötesine geçtiğini söylemeliyim.  Bununla birlikte BUBA’nın çevresinde oluşan bir girişimcilik ekosistemi var diyebiliriz. Girişimcilerin desteklenmesinden tutun, patentli teknolojilerin ticarileştirilmesine kadar geniş bir yelpazede çalışıyoruz. Bunların dışında girişimcilik ekosistemine hizmet eden diğer kurumlara verdiği destekler var. Örneğin; Garanti Partners, Vodafone Fikir Çarkı gibi.

Fatih Üstün: BUBA’nın nasıl ayrıldığına biraz da şöyle anlatabiliriz. Normalde melek yatırımcı ağları ne yaparlar? Girişimi bulup, erken aşama yatırımını yapıp sonrasında da yatırımı izlerler. BUBA tam bu noktada şöyle ayrılıyor. Öncelikle ekosistemi besliyor ve yatırım yapıyor. Kurduğu programlar olsun, kendi kurduğu girişimler olsun sistemi besliyor. Ama tabii ki BUBA tohum aşamasındaki girişimlere yatırımlar yapmayı da sürdürüyor. Ancak ekosistemi besleyen ve zenginleştiren özellikleri ile diğer melek yatırım ağlarından ayrıştığını söyleyebiliriz.

Fatih Üstün: Biraz Bosphorist’ten bahsedeyim. Bosphorist İstanbul Portföy ile BUBA’nın ortak kurduğu bir girişim sermayesi yatırım fonu. Toplam 25 milyon lira büyüklüğe sahip bir fon.

Biraz girişimciler için detaylandıracak olursak, altı dikey belirledik yatırım için. Bu altı dikey Bosphorist’in akıllı para ile besleyebileceğini düşündüğü alanlardır diyebiliriz. Dikeyler; yapay zeka, elektronik ticaret altyapısı sunan şirketler, finans teknolojileri, biyo-teknoloji, tarım teknolojileri ve nesnelerin interneti şeklinde sıralanıyor. Bu altı dikeyin yanısıra yatırım önceliğini B2B iş yapan SAAS modelli ürünlere veriyoruz. Bu arada bahsetmekte fayda görüyorum, Bosphorist, SPK onaylı Türkiye’deki ilk fondur.

İşleyişten biraz bahsetmek gerekirse, kurumlar fona yatırım yapıyorlar. Fon bu para ile girişimlere yatırım yapıyor. Bu yapılanma ile aslında büyük kurumları ekosistemin içine çekmiş oluyoruz. Normalde büyük kurumların bazıları girişimcilik ekosistemine kendi işleri olmadığından oldukça uzak duruyorlar. Bu kurumlara diyoruz ki, siz fona ortak olun geri kalanını biz takip edelim. Böylece onlara yalnızca fonu takip etmek kalıyor. Böylece kurumları da sistemi besleyecek şekilde bu işin içine çekmiş oluyoruz.

Kurumsal yatırımcıların dışında bireysel yatırım yapmak isteyenleri de belirli kısıtlamalar çerçevesinde fona yatırım için davet etmeye başladık. Ancak yine de asıl hedefkurumlar diyebiliriz.

Fonun temel odak alanında Türkiye’de kurulmuş girişimler var. Tabii ki vizyonlarında globalleşme olabilir ancak kuruluşun Türkiye’den globale çıkma hedefini önemsiyoruz.

Raci Cihan Şener: Bahsettiğiniz altı dikeyin dışında bir girişim gelirse yaklaşımınız nasıl oluyor?

Fatih Üstün: Şöyle ki, nadir de olsa bu altı dikeyin dışında da yatırımlar yapabiliriz. Ancak bu altı dikeyin dışına çıkıldığında paradan fazla bir katkı sağlayamayız. Çünkü altı dikeyden bir girişim gelirse akıllı para sağlayabiliyoruz. Yani verdiğimiz paradan sonra izleme aşamasında kendi bağlantılarımızla ve bilgi birikimimizle destek olabiliyoruz  ve stratejik partner olmak için çaba gösteriyoruz.

Stratejik partneri de biraz açayım. Stratejik partner derken ille de yönetimden birini yönetime dahil edelim demiyoruz. Ama  girişim bunu talep ederse yönetim kuruluna girebiliriz o ayrı, yani bilinen bir kişi bizim konumuzda çok deneyimli, onu bizim yönetim kurulumuzda görmek isteriz derlerse tabii ki destek oluruz. Ama onun haricinde yönetimden bir koltuk alalım, yönetime dahil olalım gibi bir sürecimiz yok. Girişimin ve bizim yapabileceğimiz doğrultuda bir iş birliği ve partnerlik yapmayı isteriz. En nihayetinde herkesin amacı girişimin hızlı büyümesini ve başarıya ulaşmasını sağlamak. Tabii bu da iki kanallı ya büyüyüp globale çıkacak ya da büyüyüp çıkış stratejisi uygulayabilir.

Raci Cihan Şener: Girişimi nasıl değerliyorsunuz? Girişime yapacağınız yatırımın bir yüzde ya da para miktarı olarak üst sınırı var mı?

Fatih Üstün: Şöyle ki yatırım miktarlarımız 200.000TL ile 2.000.000TL arasında değişiyor. Yani biz erken aşama yüksek riskli girişimlere de yatırım yapacağız, daha olgunlaşmış daha az riskli girişimlere de yatırım yapacağız. Burada bir yüzde söylemek mümkün değil. Çünkü bu yüzdeler riske göre değişiyor. Şu kadar yüzde alırız bu kadar yüzde alırız gibi bir şey diyemeyiz. Ama alacağımız yüzde girişimin beklentilerine, yatırdığımız paraya ve aldığımız riske gore değişiyor diyebiliriz. Bu sebeple yüzde kısmı çok değişken. Yatırım miktarımız 10 milyon liraya çıkmaz ancak girişimci bir tura çıkmıştır. Diğer partnerlerle birlikte belki bizde bir – iki milyon lira koyarak destekleyebiliriz. Yani illa ki tek başımıza girişime destek vereceğiz diye bir şartımız yok.

Değerlemeyi nasıl yapıyoruz? Değerleme, bir çok girişim için soyut kalan bir kavram. Çünkü daha yolun başında oluyorlar. Ne belirgin bir büyüme oranı, ne de kanıtlanabilir bir finansal yapı oluyor. Tabii ki girişim iki yıldan beri fatura kesiyorsa, belli bir cirosu varsa orda değerleme yapmak kolay. Onun belli başlı yöntemleri, metrikleri var. Oturup hesap kitap yapıldığında zaten bir değerleme çıkıyor.

Şule Türkmen: Alt yapısındaki teknolojiye de bağlı. Mesela patent teknolojilerini inceleyebiliyoruz. Patent varsa patentin değerine bakabiliyoruz.

Fatih Üstün: Potansiyele bakıyoruz. Biraz da işin içine önsezi giriyor. Kıyaslamalar giriyor. Benzer girişimlerin değerlemeleri giriyor. Yatırım komitesinin deneyimiyle onların öngörülerindeki değerlemeler de devreye giriyor. Girişimin beklentisi de önemli. Yani girişim kendini hangi seviyede değerliyor? Bu da oldukça önemli. Bizim bir değerlememiz var. Girişimin kendi değerlemesi var. Bu noktada hangi noktada buluşmanın daha mantıklı olduğuna bakılıyor. Buluşulabilirse yatırım yapılıyor.

Şule Türkmen: Eğer biz girişim için yatırım yapmayı düşünüyor fakat bazı endişeler taşıyorsak BCB Boğaziçi Counseling For Business danışmanlık şirketimizdeki danışmanlara da danışıyoruz. Uzmanlık alanlarına göre profesyonellere ya da akademisyenlere danışarak teknik / uzman danışmanlığı alıyoruz.

Raci Cihan Şener: Fikre yatırım konusuna nasıl bakıyorsunuz?

Fatih Üstün: Fikre yatırım konusu Bosphorist tarafında yok. Bu yapılanma risk sermayesi olarak yapılandığı için ve yatırım miktarları biraz daha büyük olduğu için fikir aşamasında yatırım yapmıyoruz. Ama zaten şunu diyebiliriz. Fikir aşamasında yatırım yapan pek risk sermayesi yapılanması yok. Varsa da çok az sayıda.

Ekibe ve fikre bakıyorsunuz. Olabilir mi, olabilir. Eğer gerçekten hayata geçerse bir pazar var, ürün – pazar eşleşmesi tamam. Diyorsunuz ki pekala yapalım yatırımı. Yatırım yapıyorsunuz ama bazen maalesef girişimlerde şöyle bir şey olabiliyor. Girişimin amacı yatırım almak olabiliyor. Başarı kriteri yatırım almak olabiliyor. Yatırım aldıktan sonra işi biraz sallabiliyorlar açıkcası. Hayalleri amaçları değişebiliyor. Hatta size sundukları iş fikri bir anda değişebiliyor. O sebeple gerçekten çok riskli.

Şule Türkmen: Türkiye’de maalesef girişim ekosisteminde girişimler fon konusunda sıkıntılar yaşıyorlar. Fikir aşamasındaki bir girişimin Türkiye’de yatırım alması zor görünüyor, en azından şimdilik.

Fatih Üstün: Ama zaten fikri olanlar genelde bir hibe vs. bir şey alarak fikri bir yere getirmiş oluyorlar ve bize de öyle geliyorlar. Yani Kosgeb’ten ya da Tübitak’tan alacağı destekler var. En azından birçoğunun bir prototip çıkarmasına yetecektir. Kosgeb’ten ve Tübitak’tan yaptığı işin alanına göre farklı farklı destekler alınabilir.

Bazen gerçekten iyi biriş fikri için paraya da gerek olmuyor. İki üç kişi bir araya gelip fikirlerine inanıp zaman harcadıkları takdirde en azından bir prototip ortaya çıkarabilir. Ortaya çıkan prototip değerliyse ve iş modeliniz de başarılıysa sonrasında yatırımı zaten bulabileceğinize inanıyoruz.