Suyun sihri: Arch Zero – Nimbus

“Hep çocuk kalsam ya keşke!”

İstisnasız her insanın sık sık tekrarladığı bir yakarış değil mi? Çok da haksız bir şikayet olmasa gerek. Kim çocukların fantastik dünyasında hayranlıkla kaybolmak istemiyor ki? “Sonra ne olmuş? Peki ya sonra?” ısrarla soruyor, konuyu kapatmıyor, sürekli konuşturmak istiyoruz onları. Bunun sebebi sadece zihinsel gelişimine yardımcı olmak veya iletişim becerilerini geliştirmek mi sizce? Hadi itiraf edin. Hoşunuza gidiyor!

Çocuklar size uzun uzun aslında hiç yaşanmayan maceralarını anlatırlar. Acımasız canavarlar vardır fakat bazıları da iyi kalplidir aslında. Sonra elbette süper kahramanlar vardır. Bir de sihirli yemekler yenir bu dünyada yalnızca. Ve tabii ki bu sihirli yemekleri yapabilmek için çok özel mutfak sırları vardır. Konuşan hayvanları da atlamamak gerek… Kabul edin, bu özgürlük biz yetişkinlere inanılmaz iyi geliyor.

Yetişkin olmak sıkıcıdır çünkü.
Gerçekçi bir dünyada yaşamak canını sıkar insanın.
Gerçek dünyada, bir derdiniz olduğunda peri tozuyla beslenmiş topraklardan çıkan çilekleri yiyerek iyileşemezsiniz. Sorunların üzerine düşünmeli, mantıklı mantıksız tüm etkenleri ayırt etmeli, bir çözüm üretmeli ve daha önemlisi bunu çözebilmelisiniz. Aksi takdirde bu meseleler birbiri ardına dizilerek kuyruk gibi takip etmeye başlar sizi.

Her yeni yaş aldığımızda, biraz daha öğreniriz bu yeni dünyayı. Öğreniriz öğrenmesine de.. Bir küçük kaçamak arada aklımızı çeler durur hep. Ah bir sihirli geçit olsaydı!

Avustralyalı sanatçı James Tapscott, tam hayalinizdeki gibi olmasa da, epey başarılı bir versiyonu ile “Arch Zero – Nimbus” olarak adlandırdığı su buharı heykeliyle bizlere sihirli bir dünyanın kapısını açıyor. “Suyun dairesel döngüsü” olarak tanımladığı bu geçit, ilhamını elbette ki doğadan alıyor. Dağlardan gelen suyun buharlaşarak sise dönüşmesini anlatan bir yolculuğun temsili gibi, değil mi?


Hotokizaki Kanon-ji Budist Tapınağı’na yerleştirilen bu kemer Japonya Alpler Sanat Festivali’nde “Ah bir çocukluğuma dönsem” diyenleri büyüledi.

 

Gündüzleri yalnızca sisle çevrelendiğini gördüğümüz kemer, gece olduğunda renkleniyor ve belki de sihir bu noktada başlıyordur, ne dersiniz?

Sizce de gökkuşağının altında oturup biraz hayal kurmak hepimize çok iyi gelmez miydi?

“Sanatta inovasyon nasıl yaparım?” diye merak edenlere, “Sanatta sihir bile yapıldı!” diyor, sizleri Arch Zero – Nimbus geçidinin büyüsüne davet ediyoruz.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here