Türkiye inovatif girişimcilik ekosistemi : Kapatıyoruz!

Son yıllarda sıklıkla övgü alan ve gündem olan konulardan bir tanesi de inovatif girişimcilik oldu. Ancak bu kavram sadeleştirilip girişimcilik olarak lanse edildi. Ancak girişimcilik yapmak isteyen adaylar bir yatırımcıya gittiğinde, teşvik ya da destek bulmaya çalıştığında karşılarına ilk çıkan soru “Senin fikrini diğerlerinden farklı kılan nedir?” oluyor. Yatırımcı, teşvik ya da destek sunan kurum sonuna kadar haklı, ancak arayışta olan girişimcinin de kendi açısından haklı olduğunu kabul etmeliyiz. Çünkü inovatif girişimcilik vurgusu o kadar az ki; girişimci doğal olarak desteklerin ve teşviklerin peşine düşerek yatırımcının karşısına geçiyor. Farklılaşmaktan ziyade kendinin ne kadar “girişken” olduğunu anlatmaya koyuluyor.

Tabii bu doğal akış içerisinde girişimcinin karşı karşıya kaldığı durumun yarattığı bir problem var: İstediği teşvik, destek veya yatırımı bulamama. Bunun benzeri bir sorun ise yatırımcı tarafında yeterince inovatif olmayan iş fikirlerini dinlemek ve değerlendirmek şeklinde vuku buluyor. Yatırımcı inovatif bir iş fikri yerine çoğunlukla farklılaştırma stratejileri, operasyonel mükemmelliği elde etme ya da odaklanma stratejileri dinlemek zorunda kalıyor.

Peki Türkiye’de inovasyon ekosistemi ne durumda. Öncelikle ekosistem  olması gerekenden aşağıda ya da daha yukarıda değil.  Çok değerli çabalar gösterilmesine karşın sonuca etki etmiş mi diye bakmakta fayda var. Yani bu kadar çok yarışma, bir çok inovasyon haberi yaptığını iddia eden internet sitesi açmak, her gün yatırımcıların bir yerlerde röportaj vermeleri, Linkedin üzerinde inovasyona dair yoğun paylaşımlar yapmak girişim ekosistemini bir yere taşımadı.

Bir noktadan bu konuyu örneklemek gerekirse; son birkaç yılda patent başvurularında bir artış var. Bu artış önceki yıllara göre katlanarak gittiği için iyi yolda olunduğuna dair bir varsayım da mevcut. İşin aslı dünyada inovasyon ekosistemi göstergeleri de benzer şekilde ilerliyor. Yani bir büyüme var ancak trendin sadece takipçisi durumundayız. “Ülkemizde bu konuya dair çıkan sesin yüksekliğine” karşın inovatif girişimcilik aynı çizgide seyretmiyor.

Peki Türkiye inovasyon ekosistemini bu seviyeye indirgeyen sebepler neler oldu?

Yerli Vurgusu

Açıkcası yerlisini yapalım derken, birçok ürünün Türk versiyonunu yapmayı deniyoruz. Farklılaşma, geliştirme, ihtiyacın analizi ve bir içgörü yok. Girişimci hiçbir geliştirme, ekleme ya da farklılaşma yapmadan tutup yatırımcının karşısına bu Amerika’da çalışan bir model diye çıkıyor. Tabii bu durumun önemli sebeplerinden bir tanesi de, yatırımcıların uzun dönem girişimcilere bunu “ABD’de çalışan model mi?” diye sormasıydı. Yani yalnızca girişimlerin inovatif iş fikirleri tasarlamaları yetmiyor. Aynı zamanda yatırımcıların da daha anlamlı ve daha derin bir inovatif girişimcilik değerlendirme becerileri kazanması gerekiyor.

Güzellik Yarışmaları

Maalesef ekosistemdeki yatırım süreçleri artık neredeyse güzellik yarışmalarını andırıyor. Hiç bitmeyen övgüler matinesi ile yatırımcı ve girişimciler taçlandırılıyor. Bunca “taçlandırma” sürecinin altını dolduracak bilgi paylaşımı, deneyim paylaşımı ve yol gösterme süreçleri doğmuyor. Varsa yoksa derinliği çok zayıf bir takım motivasyon konuşmalarıyla işler sürdürülüyor.

Etkinlikler

Girişimcilik ekosistemini bu kadar cazip kılan şeylerden biri de girişimcilere sağladığı sahne ve kürsüler. İnovatif ve yaratıcı unsur taşımasa bile bir girişimi ile ekosistemde bir şekilde kendini duyuran kişi bundan sonra tüm etkinliklerin aranan kişisi haline geliyor. Hatta girişimciliğe hiç soyunmamış, teorisini dahi dikkatle incelememiş kişiler inovatif girişimcilik ekosisteminde sahne yarışına giriyorlar. Sonra etkinlik etkinlik koşup nasıl girişimci olunur diye anlatıyorlar.

Bu haliyle gittiğimiz bir çok etkinlik bilgiden, deneyimden oldukça uzak oluyor. Hep aynı yüzler ve söyledikleri benzer motivasyon cümleleri ile dinliyoruz.

Yatırım, teşvik ve desteklere erişim zorluğu

Öncelikle yatırıma erişmek zor. Ayrıca ekosistemde  yatırımlara ulaşmayı öğrenmiş kişiler inovatif girişimcilik yapmasalar dahi her türlü girişimlerine destek, teşvik ya da yatırım bulacak yöntemleri devreye sokabiliyorlar.

Elbette bunun tam tersini de gördükçe aksiyona geçen inovatif kişilerin sayısı da gittikçe azalıyor. Bir şekilde bu ekosistemde söz sahibi kişilerin desteklediği girişimler daha fazla yatırım ve destek buluyor. Kimsenin nasıl olduğunu anlamadığı şekilde satış elde edebiliyorlar. Maalesef son tüketiciye bir ürün ya da hizmet sunmuyorsanız, ekosistemdeki ağır toplardan biri sizi desteklemediği sürece bir inovatif girişim ile sistemde hayatta kalmak çok zor.

İşte bu sebeple Türkiye’de henüz inovatif girişimcilik değil yalnızca girişimcilik konuşulabilir. İnovatif girişim yapacakların bir kısmı imkanı varsa hemen yurt dışında girişimini kuruyor ve ardına bakmadan gidiyor. Doğası gereği burada kopan yaygaranın çıkardığı ses kadar, ekosistemde bir gelişme olmuyor. Bir ilerleme var, ancak bu genel olarak girişimcilik bariyerlerinin gittikçe  alçalmasından kaynaklanıyor. Henüz dünyadaki trendin önüne geçebilecek bir strateji oluşturabilmiş değiliz.

Kapatıyoruz kardeşim kapatıyoruz. Türkiye girişimcilik ekosistemi 4 yıl öncesine gore bugün 12 basamak daha geriledi. Kapatıyoruz.