Yeni evcil hayvanınızla tanışın

Bir el çırpmanızla açılıp kapanan lambalar, 80-90’lı yılların şaşırtıcı ev uygulamalarından biriydi, değil mi? Bir nevi zenginlik, son teknolojiye ayak uydurmayı başarmışlık demekti. Misafirlerinize rahatlıkla hava atabilirdiniz. Şimdi ise forum sitelerinde biraz gezinip, birkaç basit devre satın alarak bunu evde kendiniz yapabilirsiniz. Teknolojisine ise asla şaşırmazsınız.

Yapay zeka, bizler 2001 yılında filmini izleyip (http://www.imdb.com/title/tt0212720/) robot David için gözyaşı döktüğümüzden bu yana bir hayli gelişti. İnsan kapasitesini aşan bir zekaya sahip olan ve Siri’nin aptal olduğunu düşünen Luna (https://www.youtube.com/watch?v=bIcLm6z3fJ0), gelişmemiş ülkelerdeki çocukların eğitiminde kullanılmak üzere tasarlandı bile. Üstelik kendisi için düşündüğü bir gelecek planı da var.

Özellikle yapay zeka üzerine son gelişmeleri okurken akıllarda “Peki bunların bizim gibi normal bir yaşantısı olan insanlarla ne ilgisi olacak? Günlük yaşantımızı nasıl etkileyecekler?” şeklinde sorular oluşabiliyor. Dünyanın bir yerinde, birileri, bize hiçbir zaman temas etmeyecek seviyede teknolojiler üretiyor, diye düşünmeden edemiyor insan. Bu sorulara artık Danimarka’dan bir yanıt verebiliriz çünkü Copenhagen Institute of Interactive Design öğrencisi Bjoern Karmann, “The Objectifier” adlı icadıyla evlerinizin kapısını tıklatmak istiyor.

Üniversite bitirme projesi için geliştirdiği bu cihaz, bir kamera sistemi sayesinde kendisine gösterilen komutları öğreniyor ve istenilen elektronik aletlere bağlanarak onları kontrol edebiliyor. The Objectifier‘ı telefonunuza kuracağınız bir eğitim uygulamasını kullanarak, tıpkı evcil hayvanınızı eğitir gibi eğitebiliyorsunuz. Üstelik cihaza bir şeyler yaptırmak için kodlama veya yapay zeka hakkında herhangi bir bilgi sahibi olmanıza gerek yok. Ona sadece göstermeniz yeterli. Böylece herhangi bir ev aletini akıllı bir alete dönüştürebilir, tarafınızca kontrol edilebilir bir hale getirebilirsiniz.

The Objectifier’ın el çırpmaya duyarlı lambalar gibi sadece tek bir duyuya duyarlı cihazlardan en büyük farkı, farklı hareket ve sesleri algılayabilmesi. Örneğin, kitap okumanız bittiği zaman ışığınızı kapatmak isterseniz, onu “kitap kapama sesi”ne duyarlı hale getirebilirsiniz; her kitabınızı kapattığınızda okuma ışığınız kendiliğinden sönecektir.

Şu anda prototip aşamasında olan ürünün satılıp satılmayacağı henüz belirsiz, ancak gelecekte nasıl bir ev yaşantımız olacağına dair sağlam ipuçlarını barındırdığı bir gerçek. En önemlisi ise, bu gelişmenin kodlamaya bile ihtiyaç duymayacağımız günleri işaret ettiğini söyleyebiliriz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here